Yeni Neslin Yükseliş Faslı
İnsanoğlunun boyu uzadı tabii, sığamıyor şimdi eskinin o alçak tavanlı evlerine. Yeni nesilde bu her şeyin en büyüğüne en yükseğine en uzununa olan merak ve heves, loft evlerin cazibesini artırmış durumda. Loft hayatın ruhuna aykırı da olsa, kent merkezlerinin çok uzağındaki projelerde bile loft daireler yapılıyor.
Loft hayatın duvarsız yaşama davet eden ve yüksek tavanları sayesinde başı göğe erdiren cazibesi aslında bunların tadını şehrin lam kalbinde çıkarmakla çoğalıyor. Esas olan şehrin içinde, hayatın aktığı yerde, ışıklarının geceden sabaha kadar yanıp söndüğü yerde kalmak. Yaşamın damarlarında akmak yani. Loft bir evdeyaşamakama karşı binanın balkonundaki musluk tamircisinin sabaha karşı dumanlı efkarını seyredip bu manzaradan ilham almak. Florida’lı iç mimar Nacho Polo’nun Madridde baştan yarattığı bu loft daire, şehrin içinde, eski bir binanın en üst katı.

Loft yaşam, aslında bir sergileme biçimidir. Büyük tablolar, büyük mobilyalar, büyük avizeler… Göstermekle sergilemek arasındaki ince çizginin üstünden öte tarafa düşmediğiniz sürece evinize etkileyici bir galeri havası katmanız mümkün.
Sanki diğer renkler sınır dışı edilmişler gibi. sınırlı bir renk paletiyle yaratılmış çok çarpıcı bir iç tasarımı var evin. Siyah ve beyaz, kimi yerde buz gibi bir mermer, kimi yerde güneşin varislerinden gibi duran ateşli bir avize keskin bir sadelik ve çarpıcı bir stil. Cool ve sofistike bir alan yaratmak için beyaz zemin kullanılmış. Bizde olsa “çok kir gösterir’diye cesaret gösterilip yapılamaz. Eero Aarnto tasarımı Ball Chair gibi 20. yüzyılın karakteristik mobilyalarıyla. Rönesans dönemi evlerinden kalma gibi duran raşlı ve şamdanlı avizeleri bir araya getiren bu loft, minimalist ve modern bir çizgiyle çok çarpıcı bir tarz sergiliyor. Mobilyaların çoğu Martin Bass, Bertjan Pot ve Marcel Wanders tasarımı. Evde bütün bunların yanı sıra sanki Tim Burton’un setlerinden birindeymişsiniz de şömineden birden bire Alice düşecek, tavşan hızla koşarak arkanızdan geçecekmiş gibi bir hisse kapılmanız mümkün; içeride tam olarak öyle bir hava esiyor. İçleri boş bırakılarak sadece dekoratif birer obje gibi kullanılan ve beyaza boyanıp koridor boyunca duvara asılan gotik oymalı çerçeveler de, bu evin özgün detaylarından biri. Kapı kollarına asılan bal kabağı rengi püsküllerden salonda sehpanın üzerinde duran alçı büste kadar her ayrıntı, tam olarak bir puzzle’ın parçalarını tamamlar gibi yerini bulmuş ve fazlasına ne gerek kalmış ne de yer. Şöminenin iki yanına yerden tavana kadar raf yapılmış ve beyazın yarattığı sonsuz fon etkisi, kütüphanenin durduruculuğu ile yumuşatılarak harika bir etkiye dönüştürülmüş.
























